30 Haziran 2011 Perşembe

uyusam...


Bir misafirliğe gitsem,
Bana temiz yatak yapsalar
Her şeyi, adımı bile unutup
Uyusam…
Kalktığımda yatağım hala lavanta koksa
Kekikli zeytinli bi kahvaltı hazırlasalar
Nerde olduğumu hatırlamasam
Hatta adımı bile unutsam…
Melih Cevdet ANDAY

28 Haziran 2011 Salı

Yeni bi heyecan içerisindeyim ...renkler ışıklar ...bu el benim biraz çalışırsam istekli olursam
herşeyi yapabileceğimin göstergesi...

22 Haziran 2011 Çarşamba

AŞK...

O’nu hatırladıkta başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin... O’nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O’nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain... sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O’ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa, ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa... dünyanın en güzel yeri O’nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse... hayat O’nunla güzel ve onsuz müptezelse... elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O’nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar... her şiirde anlatılan O’ysa... her filmin kahramanı O... her roman O’ndan söz ediyor, her çiçek O’nu açıyorsa... bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa... iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa... eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O’nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız... mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O’na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsanız... kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü... özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu... hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız... O’nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse... ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse... gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O’nun yüzü suyu hürmetine... uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa... dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız... kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim... gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa... Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla... ...o halde yarın sizin gününüz!.. "Çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz.

CAN DÜNDAR

22 Mayıs 2011 Pazar

değişim

Değişim yakında...
Kendini yenilemek...
Ahenkli bir şekilde...
Dengeli bir şekilde ...
Kimseye zarar vermeden...
Dünya dursun ....
Değişim başlasın....

17 Mayıs 2011 Salı

gün olur...

Hayat o kadar ilginçki
gün olur...
Sürekli berabersinizdir ki,bu anların önemini ilerde daha çok anlarsınız...
Dünyanın vakti vardır,birbirinizi anlamak için...
Gözlerindeki sevgi dolu bakışını...
Yanındaykenki his yoğunluğunu...
Sadece yanyana olduğunuzu bilmek bile mutlu eder sizi...
Onu görmek...
sohbet etmek,
kahve içmek...
Gün olur...
herşey biter...
Bomboş kalırsınız,bütün duyu organlarınız alınmış gibi...
onsuz alamayacağınızı sanırsınız ama olursunuz...
Evet değişmişsinizdir...
Gün olur herşey biter...

12 Mayıs 2011 Perşembe

bekle

bekle

Yaşam üzerine fazla geldiği zaman onu zorlama,
Biraz duraksa, neler olup bittiğine anlam verme.
Mutlaka yanlış bir şey oldu ve
Düşüncelerin ile dileklerin aynı orantıda değildi
Ve varlığın ile buluşamadı.
Sorun yok, sadece bekle.
Güneş doğacaktır, çimler yeşerecektir,
Çiçekler açacaktır, rüzgâr esecektir
Ve yağmur yağacaktır. Zorlamaya gerek yoktur.

Neyzen TEVFİK 

8 Mayıs 2011 Pazar

özlemim...

özlemim....

Özlediğin, gidip göremediğindir;
Ama, gidip görmek istediğin
Özlem, gidip görememendir;
Ama gidip görmek istemen ...
Özlediğin, gidip görmek istediğin-
Ama gidip göremediğin
Özlem, gidip görmek istemen-
Ama,
Gidememen,
Görememen; gene de, istemen...
         Oruç Aruoba ...